
Kıbrıs, Türkiye ve Londra üçgeninde geçen romanda toplumların sıkıntı devirlerden geçerken kendilerini nasıl koruduklarının ve nasıl değiştiklerinin altı çiziliyor.
Başrolde her ne kadar ‘acıklı’ bir aşk olsa da art perdede siyasi ve politik çekişmeler aşktan rol kapmadan kendini gösteriyor. Aslına bakarsanız aşkı acıklı yapan da işte o çekişmeler. Başaran Düzgün yeni romanı için “Kültürel ve toplumsal kodlarına acıklı aşk kıssaları nakşedilen, her santimetre karesi acıyla parsellenmiş, acıyla var olup direnmeye çalışan bir memleketin yazgısıdır bu roman. Kan ve mevtle sınanan ve savrulan hayatların her keresinde kendi küllerinden doğmaya çalışması, farklı coğrafyalarda tekrar tutunma ve kök salma uğraşı. Aşk ile çoğalma gailesi…” sözlerini kullanıyor. Romandaki sorulardan “Kadere dönüşen coğrafyanın berbatlığına boyun eğip unutacak mı yoksa o da intikam peşinde koşup duracak mıydı bir ömür?” sorusu da okuru yanıtı sıkıntı sorgulamaların içine çekiyor.