
Fenerbahçe’nin damarlarında dolaşan bâtın kan hücreleri var. Sakin akıyor o hücreler. Güncellere filan takılmıyor ancak genetik rekabet ve amaç tutkusunu jenerasyondan jenerasyona taşıyorlar. Kimse dillendirmese de Fenerbahçeli dostlar, 2000’de Galatasaray’ın kazandığı zaferin bir eşini kutlamak istiyorlar. Birinci bakışta bu “Hadi canım, bu türlü hayal olmaz” diyebilirler. Bence hayallere hudut konmaz. Ne kadar hayaliniz varsa o kadar ister, çalışır, araştırır, hazırlanır ve bir gün kazanırsınız. Hayır, uçmuyorum. O bir gün, bu yılın finalinde yaşanabilir. Sarı-lacivertli takım tam manasıyla bir “antrenör takımı” kimliği kazanmıştır. O antrenör, işe yavaş başlayan lakin çılgın ve bahadır ataklarla grubuna yeni bir ruh kazandıran Jose Mourinho’dur. Finalleri pek seven, kazanmak için her zafere kendini adayan çılgın hoca! Bu gecenin işvereni da olmaya artık hazırdır, sanırım.